Önce şunu bil: azınlık değilsin

Bu yıl YKS'ye başvuran 2 milyon 425 bin kişinin sadece 921 bini sınava ilk kez giriyordu. Yani başvuranların yüzde 38'i. Geri kalanı senin şu an düşündüğün kararı daha önce vermiş insanlar: mezunlar, üniversitesini bırakıp dönenler, ikinci şansını deneyenler. "Bir yıl daha" istisnai bir sapma değil, sistemin içine gömülü bir yol. Utanılacak ya da saklanacak bir tarafı yok.

Ama yaygın olması kolay olduğu anlamına gelmiyor. Bu kararın bir duygu tarafı var, bir de mekanik tarafı. Duygu tarafında sana kimse hakem olamaz; mekanik tarafında ise net kurallar var ve internette bu kurallar hakkında inanılmaz miktarda yanlış bilgi dolaşıyor. Mekanikten başlayalım.

OBP kesintisi: kuralın gerçek hali

Tekrar kararının en çok yanlış bilinen konusu bu. Kural şu: bu yıl merkezi yerleştirmeyle bir programa yerleşirsen, gelecek yıl sınava tekrar girdiğinde ortaöğretim başarı puanının (OBP) katsayısı yarıya iner. 0,12 yerine 0,06 ile çarpılır. ÖSYM'nin 2026 kılavuzundaki ifade açık: yerleşen adayların, bir sonraki yıl sınava girmeleri halinde OBP katsayıları yarıya düşürülür ve buna ek yerleştirme ile yerleşenler de dahildir.

Bunun puan karşılığı şu: OBP, diploma notunun 5 katı, yani en fazla 500. Tam katsayıyla en fazla 60 puan katkı verir, yarım katsayıyla 30. Diploman 100 ise kaybın 30 puan, 80 ise 24 puan, 50 ise 15 puan. Sıralamaya çevirince orta puan bantlarında bu fark on binlerce basamak edebilir. Küçümsenecek bir şey değil.

Şimdi internette dolaşan üç yanlışı düzeltelim, çünkü üçü de her yıl binlerce öğrenciye pahalıya patlıyor:

  • "Kayıt yaptırmazsam OBP'm kırılmaz." Yanlış. Kuralı tetikleyen şey kayıt değil, yerleşmek. Listende bir program tuttuysa, kayıt olmasan bile katsayın gelecek yıl yarıya iner.
  • "Yerleşirim ama kayıt yaptırmam, eylülde ek tercihe girerim." Yanlış. Kılavuz bu kapıyı açıkça kapatıyor: merkezi yerleştirmede bir programa yerleşen aday ek yerleştirmeye başvuramaz. Yerleştiğin an o yılın hakkını kullanmış oluyorsun.
  • "Açık öğretim yazarım, o sayılmaz." Artık yanlış. Eski yıllarda kontenjansız açık öğretim programları için bir istisna vardı; 2026 kılavuzunda bu istisna yok, açık öğretim programları da kontenjanlı ve oraya yerleşmek de katsayını kırıyor.

Bu üç düzeltmenin ortak sonucu tek cümle: "nasılsa gitmem" dediğin hiçbir bölümü listene yazma. ÖSYM'nin kendi kılavuzundaki uyarı da aynen bu yönde: öğrenime devam etmeyi düşünmediğin programı tercihlerine alma. Bu konuyu tercih listesi yazısında ölü tercih başlığıyla anlatmıştık.

Önündeki üç yol

Birinci yol: yerleş ve git. Listende gerçekten isteyerek yazdığın bir bölüm tuttuysa bu yolun tartışması yok. Gideceğin bölümü dört yıl taşıyabilecek kadar istiyorsan, "acaba bir yıl daha çalışsam daha iyisi gelir miydi" sorusunu açık bırakmak sana kaybettirir. Gelecek yıl sıralamaların ne yöne oynayacağını kimse bilmiyor; eldeki kabul edilebilir kuş, damdaki belirsiz kuştan çoğu zaman değerlidir.

İkinci yol: hiç yerleşme, temiz bir tekrar yılı. Tercih yapmazsan ya da yapar da yerleşmezsen OBP'n tam kalır. Bu yol, sıralaması hedefinden belirgin uzak kalan ve aradaki mesafenin bir yılda kapanabileceğine dair somut işareti olan öğrenci için mantıklı. Somut işaret dediğim şey his değil, sayı: hedef bölümün sıralamasıyla senin sıralaman arasındaki fark kaç nete karşılık geliyor, o netleri hangi derslerden çıkaracaksın? Bu hesabı yapmadan verilen tekrar kararı, aynı yılın aynı sonuçla tekrarına dönüşebilir. Tekrar yılı takvim değişikliği değil, yöntem değişikliğidir.

Üçüncü yol: yerleş, koltuğu tut, okurken hazırlan. Üniversitede kayıtlıyken sınava tekrar girmenin önünde hiçbir engel yok. İstersen kayıt dondurmayı da deneyebilirsin; ama iki şeyi bilerek gir: birincisi, kayıt dondursan da dondurmasan da OBP kesintisi çoktan tetiklendi, çünkü yerleştin. İkincisi, kayıt dondurma her üniversitenin kendi yönetmeliğine bağlı; çoğu yerde gerekçe ve onay ister, garanti değildir. Bu yolun avantajı güvenlik ağı, bedeli ise bölünmüş bir yıl: hem derslerle hem sınav hazırlığıyla uğraşmak çoğu insanda ikisini de yarım yapıyor. 2025'te daha önce bir yere yerleşmiş 149 bin kişi tekrar tercih yaptı ve 75 bini yeniden yerleşti; yani bu yol gerçekten kullanılıyor ve gerçekten sonuç verebiliyor, ama kabaca yarı yarıya bir bahis olduğunu da tablo söylüyor.

Bir dipnot: yeni bir örgün programa yerleşirsen eski örgün kaydını bırakman gerekiyor, ikisi aynı anda tutulamıyor.

"Yatay geçişle hallederim" planı hakkında

Forumlarda üçüncü yolun popüler bir çeşitlemesi var: "kötü bölüme gireyim, sonra yatay geçişle düzeltirim." Kuralları bilirsen bu plan bazen çalışır, bilmezsen hayal kırıklığıdır. Merkezi yerleştirme puanıyla geçiş (Ek Madde 1) sana bir defalık bir hak verir; ama şartı şu: kendi yerleştiğin yılın puanının, hedef programın o yılki taban puanına yetiyor olması. Yani yatay geçiş, puanının zaten yettiği ama tercihte yazmadığın yerlere açılan bir kapı; puanının yetmediği bir programa arka kapı değil. Not ortalamasıyla yapılan kurumlar arası geçiş de var, ama o da ilk iki yarıyıldan önce olmaz, ortalama şartı ister ve kontenjanları dardır. Özet: yatay geçişi B planı olarak cebinde tut, ana plan yapma.

Bir yıl daha diyorsan, ilk günden planla başla

SoruGO'nun mezunlara özel kurulumu seviyene ve hedefine göre haftalık çalışma planını otomatik kurar; netlerini takip eder, tahmini sıralamanı her denemede günceller.

App Store'danÜcretsiz İndir

Yerleşemezsen: eylülde ikinci perde var

Bu dönemde hiçbir tercihin tutmazsa dünya bitmiyor. Boş kalan ve kayıt yaptırılmayan kontenjanlar için eylül sonunda ek yerleştirme açılıyor; geçen yıl ek tercihler eylülün son haftası alındı, sonuçlar ekim başında açıklandı. İki kuralı aklında tut: ek yerleştirmeye sadece merkezi yerleştirmede yerleşmemiş adaylar başvurabiliyor ve hiçbir programa, o programın genel yerleştirmedeki taban puanının altında bir puanla yerleşemiyorsun. Geçen yıl örgün programlarda 47 binden fazla kontenjan boş kaldı, çoğu vakıf tarafında; yani ek yerleştirme sembolik bir teselli değil, gerçek bir ikinci tur.

Son iki soru: kararı sayı değil, sen vereceksin

Mekaniği konuştuk; şimdi işin sana bakan yüzü. Kendi cevabını netleştirmek için iki soru yeterli bence. Birincisi: yerleştiğin bölüme kayıt haftası keyifle mi gidersin, mecburiyetle mi? İçinden gelen cevap mecburiyetse, o dört yıl uzun geçer. İkincisi: bir yıl daha hazırlanırsan geçen yıldan farklı olarak ne yapacaksın? Bu sorunun cevabı "daha çok çalışacağım"dan ibaretse dur ve tekrar düşün; cevabında yeni bir yöntem, yeni bir kaynak düzeni, netlerini haftalık takip eden bir sistem yoksa, değişen tek şey takvim olur.

Bir de ailenle konuş, ama kararı onlara verdirtme. Kılavuzdaki kural sana işliyor, o sınıflarda sen oturacaksın, o tekrar yılını sen yaşayacaksın. Çevrendeki herkesin bir fikri olacak; dinle, sonra kendi kararını ver. Hangi yolu seçersen seç, bilerek seçilmiş bir yol, sürüklenerek girilmiş yoldan her zaman iyidir.

Tekrar yılına karar verdiysen mezunlar için bir yıllık yol haritası rehberimiz tam sana göre; hedef bölümünün gerçek sıralamalarını da taban puanı tablolarından kontrol etmeyi unutma.